22 Aralık 2015 Salı

Patlıcan Pizza

Karatay ile sağlıklı yaşamımın 6. gününde istikrarlı bir şekilde devam ediyorum. Bazen bütün bir ekmeği bütün bütün yiyesim geliyor ama 1 saniyeliğine falan. Gurmelik merakımdan değişik ve ekstra sağlıklı yemekler arayışımdan kalan müthiş bir tarif var elimde. Aynen başlıktaki gibi: Patlıcan Pizza.


Elimdeki tek fotoğraf bu. Peynirler erimeden önce çekmiştim. 

Bostan patlıcanını tercih edin, ya soymuyorum ya da pijama gibi soyuyorum. 

Kullandığım peynirler: Mozarella, parmesan ve rende peyniri. Kaşar peyniri de olabilir. 

Üzerlerine küçük birer ikişer brokoli ve karnabahar koydum. Başka bir sefer zeytin koymuştum.

Öncelikle patlıcanları tuzlayıp iki kağıt havlu arasında bekletiyoruz. Yarım saat suyunu çekiyor. Bu sırada domates sosumuzu hazırlıyoruz. 2 kaşık zeytinyağına 3 diş doğranmış sarımsağı atıp altın rengini alıncaya kadar kavuruyoruz. Sonradan yaklaşık 300-400 gram domatesi içine atıyoruz. Annemler yazdan doğranmış domates hazırladığı için ben onu kullanıyorum. Sonra kuru kekik, kuru fesleğen ve biberiye atıyorum. Taze kara biber ile çok hafif tuz ile karıştırıyorum. Artık iyice kıvam alana kadar pişiyor. Kuru kekik yerine taze kullanırsanız çok daha güzel olur ama her zaman bulunmadığından ben de genellikle kuru tercih ediyorum.

bu arada suyu alınan Patlıcanların üzerlerini fırça yardımıyla üzerlerine hafifçe zeytinyağı sürüyorum. Tekrar üstlerine kuru kekik, kuru fesleğen ve karabiber gezdiriyorum. Yaklaşık yarım saat pişiyorlar. 

Sonrasında çıkarıp domates sosunu, onun üstüne peynirleri onun üstüne ekstra malzeme isterseniz onları koyuyorum. Peynirler eriyene kadar. Kırmızı pul biber ekliyorum. Sonrasında ise bilincimi kaybediyorum. Gözümü açtığımda bir kısmını yemiş oluyorum. Gerçekten mükemmel oluyor. Şiddetle tavsiye ediyorum. Pinterest mutfağı sağolsun. Tarifin orjinali ingilizce ve Kalyn's Kitchen adlı bir blog'da. Buyrun link:


18 Aralık 2015 Cuma

Taze fasülyeye alternatif: Pesto soslu ve nohutlu fasülye salatası

Çevirisini kafama göre yaptım, kendi tarif defterime de başka yazmıştım. Annemin "kızım zeytinyağlı fasülye yapar mısın, bozulacak onlar" demesi üzerine fasülye ile yapılacak yemekler aradım. Tabii bizim aklımıza gelen fasülye ile yurt dışında iken aklımıza gelen fasülye bambaşka. Neden?

Buyrunuz efendim, green bean yazınca Google kardeşimiz bize neler veriyor:


Bizim marketlere nadiren rastlarım, gördüğümde hemen atlarım. Fakat bizim fasülyelerle, bunlar biraz farklı. Bu çeşit fasülye ile yapılan yemekleri, bizim taze fasülyeye uyarlamak çok zor. Bizde ki adı börülce fasülyesi bu arada.

Dünyada bizde bulunan taze fasülyeyi yiyen tek ülke biz olamayız diye düşündüm. Artık çeşitli tarım, bahçe, organik sitelerinden elde ettiğim bilgi bizim taze fasülyenin aslında Roma fasülyesi çıktığı ortaya, hatta Roma 2 Bush Bean olarak geçiyor.



Bu şekilde yemek tarifi aradığımda önüme sadece zeytinyağlı fasülye tarifleri çıktı ya da ben doğru düzgün aramayı beceremedim. Dünya üzerinde bu fasülyeden sadece bu mu yapılıyor yani düşünmeye başladım. Nihayet aradığım şeye ulaştım. Başlıkta olduğu gibi salata. 

Neden farklı tarif arayışına girdim peki? Çünkü daha önce dediğim gibi klasik sebze yemeklerinden baydım, hele zeytinyağlı fasülyeye yazık olacaktı, en azından bir kısmı hep bozuluyor.

İşte bu yüzden farklı bir şey yapayım dedim. 

Salatayı önce fasülyelere haşlayarak başlıyorum. Sitede 5-10 dk kaynatın diyor ama 5-10 dakikada kaynamıyor. Azıcık rengi dönene kadar 20 dk geçti en az.

Pesto sos için malzemelerin hepsini rondoya attım.

Son dakika karar verdiğim için evde tabii ki de haşlanmış nohut yoktu. O hale gelmesi için de en az 1 gece beklemesi gerek. Sonuç olarak konserve nohut aldım. Azıcık su gezdirdim.

Kokteyl domatesi olmadığından sebep düz Çanakkale domatesini doğrayıp koydum.


Her ne kadar iç açıcı bir resim olmasa da tadı çok güzel. Şiddetle tavsiye edilir. Yedikten sonra evde olunması tavsiye edilir. (Tuvalet açısından)

Foods for Long Life Blog'undan

Buyrun bu da linki : 



17 Eylül 2015 Perşembe

Patlıcan Musakka'nın yerine alternatif: Fırında Patlıcan

Tabii karnıyarık da buna dahil. Sebze yemeklerinde soğan-domates-sebze üçlemesinden aşırı sıkıldığımdan değişik yemek arayışlarına girdim.

Her sebzeyi aynı şekilde yemekten yorulmadık mı?

Yapmak bile zevk vermiyor.

Kaldı bir ton tarif var yok vegan, yok sağlıklı. Sırf bunları arayıp bulmaya üşendiğimizden sıkıcı yemekleri yiyoruz. 25 senedir normal musakkaya doyduğumu düşünüyorum.

Hoş bunları yapabildiğimizden yapıyoruz, eğer imkan olmasaydı musakka güzel bir yemek. Ama çılgın gurmelik yapabilecek durumdaydım. Buyrunuz efendim, malzemelerin bir kısmı:



Tarife göre önce patlıcanları dilim dilim kesip hafifçe tavada pişiriyoruz. Annem mesela çok anlam vermemişti. Çünkü yemek sonunda neye benzeyecek hiç bilmiyorduk.


Patlıcanın üzerine şu resimdeki gibi bir sos hazırlıyoruz. İşte bu olayı dehşetengiz yapıyor. Kokusu ayrı, görünü ayrı her şeyi ayrı. Zaten anlıyorsunuz bu kötü bir yemek olamaz diye. 


Mozarella ve parmesan peyniri üzerine koyup fırınladıktan sonra ortaya çıkan görüntü.

İlk lokmayı aldıktan sonra gerisi hatırlamıyoruz. Kendimize geldiğimizde çoktan yemiştik. 

Bu zamana kadar yaptığım yemeklerden en yüksek puanı bu aldı. 



Bu instagram fotoğrafımız.


Süper tarifin linki:

Pek Sağlıklı Muffinler

Sağlıklı oldukları için yeterli sevgi ve ilgiyi görmediler.

Büyük çoğunluğu tarafımdan yendi.

Peki neden böyle oldu? Çünkü aşırı tatlı değildi. Zararlı gözükmüyordu. Ama bana kalırsa tadı çok güzeldi. Üstelik hafif ve sağlıklı olduğundan löfür löfür yedim. Sağlığıma sağlık kattım. (Biri de çıkıp demiyor sen napıyosun diye)

Yoğurttan yapılan bir tarif kendisi, "Greek Yogurt".

Greek yogurt ise bildiğimiz süzme yoğurt. Ben tava yoğurduğundan yaptım.

Tam buğday unu ağrılıklı olacak şekilde unla karıştırılıyor. Böyle olunca birden sağlıklı oluverdi. Kalorisi hakkında düşünmedim. Düşünmesem de olur çoktan yedim çünkü.

Her yabancı tatlı tarifinde olduğu gibi bu seferde de vanilya özütü ekleyemedik, o yüzden şeker vanilin.

Kabartma tozunu da ekledim herşey gayet normal gözüküyor. Tabii yoğurt, yumurta, süt vs ayrı kapta.


Karıştırmaya başladıktan sonra korkmaya başladım. O kadar yoğundu ki. Rengi de ilginç. Dedim gene leş bişi yapıcam. Tarife dönüp bakıyorum herşeyi olması gerektiği gibi kattım. 

Afedersiniz kusmuk gibi duruyordu, kokusunda da şöyle kekimsi bir şey yoktu.

Bekleyip görecektim ama içimden "Yok olmayacak gene çöpe gidecek güzel yaban mersinleri" diyordum.


Kalıba koyduktan sonra birazcık bir şeye benzetebildim. Evet yaban mersinli muffin olacaktı da hala hadi bakalım diye yapıyordum. Yaban mersini çok fazla olmadığından gerisini ahududulu yaptım. Dondurulmuş vardı. Yalnız dondurulmuş ahududunun tadı çok ekşiydi. Sanırım kalanını bol şekerli dondurma yapacağım.




Fırından çıkardıktan sonra gerçekten çok güzel gözüküyordu. Güzel kokuyordu. Test etmek için bıçak soktum. Herşey normal. Ama yumuşak. Böyle mi olması gerekiyordu? Bilmiyorduuuuum. Ahududulu muffinler sığmadığı için sütlaç kaplarını kullandım. 





Üzerinize afiyet hepsi bence çok güzel oldu. Hepsini de ben yedim. Son 5 tane falan kaldı. Onları da ilerlyen zamanlarda tüketeceğim diye düşünüyorum.

Tarife şuradan bakabilirsiniz:

http://bakerbynature.com/healthy-greek-yogurt-honey-blueberry-muffins/

Sevgiler efenim.







15 Eylül 2015 Salı

Herkes dondurma yapabilir mi?

Yoksa bu işi profesyonellere mi bırakalım?

İnsanların çoğunlukla evde yapmalarının sebebi çocuğuna koruyucu içeren besinler yedirmeme isteğinden kaynaklanıyor. Hayatımzda duymadığımız katkı maddeleri de cabası.

Ben ise tamamen keyfe yaptım. Evde minik ikişer paket taze yaban mersini ve ahududu vardı. Yaban mersinli dondurma yapmaya heveslendim. Hazır gaza gelmişken ikisini de yapayım dedim.

Başladım Google'ı taramaya.

Çikolatalı, vanilyalı dondurmalar farklı olduğu gibi meyveliler apayrı bir dünya. Biri diyor asla pişirmeyin, öbürü diyor pişirin.

Yabancı sitelerde daha çok kremayla, Türk sitelerinde ise sahlep ile yapılıyor. Sahlep olmadığından krema ile başladım denemeye.

Tarif nasıl oldu?

Tamamen ortaya karışık. Meyveleri attım. Bir kaşık o meyvenin reçeli bir kaç küp şeker ve dibi tutmasın diye su. Kaynıyor gibi olduğunda kapatıp koydum, çırptım.


Sonrasında bir güzel püre haline getirdim el blenderı ile.

Sonra soğumasını bekledim. 


Soğuduktan sonra, krema az süt ve şeker vanilin ile karıştırdım. Evet tariflerde yine vanilya özütü vardı ve yine yoktu. 

Renkler mükemmel oldu, ailecek başına gelip hayranlıkla ufo görmüş köylü gibi bakıyorduk. 

Yarım saatte bir dolaptan çıkarıp karıştırdık. 4-5 saat bunu yaptık.

Görüntümüz ise:


Evet renkler çok güzel. Kurgumuz ise Instragram'lara layık. Fakat dondurmamız taş gibi oldu. Hatta kazara birinin kafasına gelse, o biri beyin kanamasından ölürdü. Aşırı derece de buzlanmıştı. Fakat tadı çok güzeldi. Büyük bir sabırla kazır gibi yedim. Hemen de bitmedi böylece. Fakat içimden "makina şart" dedim. 

Tabii ki hiçbir yerde yok. Her siteye de güvenmiyorum tecrübelerimden sebep. Hala makinem yok, eskiden dondurma makinesi mi varmış diyerekten idare ediyorum.

Yine günlerden bir gün bozulmaya yüz tutmuş gariban şeftali, mürdüm eriği ve nektarı "bunlar karışsa güzel olur" diyerekten dondurma yapmaya karar verdim. Bu sefer reçel koymadım. Beyaz ve esmer küp şeker koydum ( toz yoktu evde). Biraz su, yarım limon suyu ve şeker vanilin ekledim. Pişirdim. Püre yaptım. İlk pişmiş rengi beni düşündürmüştü, koyuydu çünkü. Fakat parmak ile tadı dehşetti, kokusu akıllara zarar idi.

Bu sefer kremaya hiç süt koymadım. Sadece çırptım. Dondurma yapmayı bırakıp buzluğa koyduğumda saat akşam üstü 4 idi. Gece 3'e kadar çıkarıp mikserle karıştırdım.

Sonuç:




Tabii ki öncekine daha yumuşak ve daha yenebilirdi. Demek ki neymiş çok sık karıştırmak gerekiyormuş. Gene hafif buzlanma vardı ama tabii ki engel değil. Rengi de çok güzel oldu. 

Sanırım bir daha ki denemem de daha uzun karıştırcam. 

Kısmet.


Bunlar baktığım bir kaç link, tam spesifik veremiyorum çünkü oradan buradan karıştırdım.

Fresh Blueberry Ice Cream: 


Bluberry Ice Cream:


Raspberry Ice Cream: 


Ayrıca internette bir sürü video var. Just in case!

Yani sonuç olarak üşenmeyen herkes dondurma yapabilir.



Hayaller Paris, Gerçekler Eminönü

Gerçi benim durumumda Eminönü açık ara öndedir benden. Gurmelik maceramın başlangıç noktası olan sayın Nutella'lı pastayı paylaşıyorum.

Doğum günü kutlamayı çok sevmediğim gibi, özel bir şeyler olmasını da beklerim. Fakat yazlık yerde ne yazık beklentileriniz sıfıra düşüyor, hele benim gibi yaz çocuğu iseniz. Fıstıklı, krokanlı pastaları oldum olası sevmedim. Tıpkı fıstıklı çikolatayı sevmediğim gibi, halbuki ikisini de severim, sadece beraber olunca birbirlerinin tadlarını bozduklarını düşünüyorum.

Yazlık yerde olan (bakınız Balıkesir, Gömeç) pastaneden alacağım pasta beni memnun etmeyecek, yazık olacaktı. Kendi kendime düşünür iken aklıma kendi pastamı neden yapmıyorum diye bir şey geldi. Dünyanın tarifi var internette ve elimizde ipad ile geziyoruz. Gir Pinterest'e seç beğen al, gibi oldu biraz.

Günler öncesinden hayaliye yaşadım. Şöyle yapıcam, Nutella'yı şöyle sürücem, kremayı da şöyle yaparım falan diye. Hatta hiç üşenmeden Ayvalık'ta bulunan dev Migros'a gidip malzeme de aldım.

Pastayı olduğundan farklı yaptım. Neden?

1. Biz de, yani Türkiye'de Vanilya ekstratı yani Vanilya özütü yok. Varsa da nerede ben şahsen bulamadım. Onun yerine toz halinde bulunan Şeker Vanilin'e biraz limon sıkıp meyvelerin üstüne döktüm.

2. Sadece çilek değil donmuş Ahududu ekledim.

3. Krema umduğundan daha sıvı oldu ve moralim bozuldu. Halbuki daha sert olması gerekiyordu. Anne sözü dinleyerek gidip Krem Şanti aldım. Olması gerektiği gibi oldu.

Ve Sonuç:



Bu da pastanın orjinal tarifi:

http://thepioneerwoman.com/cooking/chocolate-strawberry-nutella-cake/

Tadı EFSANE oldu. Ben hayatımda bu kadar lezzetli bir pasta yemedim, kendim yaptım diye söylemiyorum. Üstelik 3-5 gün dolapta kaldı ailecek son kırıntısına kadar yedik. Şekil olarak yamuk olsa da tadı mükemmel ötesi. Bundan sonra doğum günlerimde kendi pastamı kendim yapmama vesile olmuş bu sayın Nutella'lı pastaya sonsuz teşekkürler.